Dini Bilgi · Uzman İçerik

İslam'da Cenaze Töreni

Müslüman bir kardeşin son yolculuğu — Kur'an-ı Kerim, Hz. Peygamber'in sünneti ve dört mezhebin fıkhî hükümleri ışığında hazırlanmış kapsamlı bir adâb ve uygulama rehberi.

📖 Okuma süresi: 25 dakika

Ölüm ve İslam'ın bakış açısı

İslam dininde ölüm, son değil bir geçiştir. Kur'an-ı Kerim'de defalarca vurgulandığı gibi, ruh bedeni geçici olarak terk eder ve berzah âlemine geçer; ardından kıyamet günü diriltilerek ebedi hayata kavuşur. Âl-i İmrân Suresi 185. âyetinde "Her nefis ölümü tadıcıdır" buyrulmuş, Bakara Suresi 156. âyetinde de yaşadığımız tüm musibetlere karşı söylenmesi gereken söz öğretilmiştir: "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" — Şüphesiz biz Allah'a aitiz ve O'na döneceğiz.

Bu teolojik çerçeve, İslam'ın cenaze adâbına yön verir. Bir Müslüman vefat ettiğinde, geride kalan müminlerin onun için yapacağı dini görevler farz-ı kifâye hükmündedir. Yani topluluktan yeterli sayıda kişi bu görevi yaptığında geri kalanlardan sorumluluk düşer; ancak hiç kimse yapmazsa o topluluğun tamamı sorumlu sayılır. Bu görevler dört temel başlık altında toplanır: gasil (yıkama), kefenleme, cenaze namazı ve defin. Bunların hiçbiri ihmal edilemez; her biri vefat edenin geride kalan müminler üzerindeki hakkıdır.

İslam fıkhında cenazenin geciktirilmemesi temel bir prensiptir. Buhârî ve Müslim'de rivayet edilen hadislerde Hz. Peygamber (s.a.s.) cenazenin biran önce defnedilmesini tavsiye etmiştir. Modern fıkıh kaynakları "vefatın aynı günü ya da en geç ertesi gün" definin tamamlanmasını ister. Bu, hem ölünün ruhunun bir an önce huzura kavuşması inancına dayanır hem de bedenin patolojik bozulmasının önlenmesi açısından akıllıca bir uygulamadır. Türkiye gibi sıcak iklim koşullarında bu kural daha da kritik hale gelir.

Cenaze ile ilgili dini hükümlerin uygulanmasında bölgesel farklılıklar olabilir. Türkiye'de Hanefi mezhebi yaygın olduğu için bu rehber esasen Hanefi fıkhına dayanır; ancak diğer mezheplerin (Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî) görüşlerine de yer yer değinilecektir. Şîa-Câferî, Alevi-Bektaşi gibi farklı yorum geleneklerinin de kendine özgü ritüelleri vardır; aile, dahil olduğu geleneğin gereklerini takip etmelidir.

1. Gasil — Cenazenin yıkanması

Cenazenin yıkanması, İslam'da ölünün ilk hakkıdır. Müslüman bir cenaze, yıkanmadan defnedilmez; bu fıkhın açık bir hükmüdür. Gasil, vefat edenin aynı cinsiyetten bir Müslüman tarafından yapılmalıdır. Hanefi mezhebinde eş cenazeyi yıkayamaz; bu mezhebe göre ölümle birlikte nikah bağı sona erer ve eşler birbirine "ecnebi" hükmüne girer. Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise eş cenazeyi yıkayabilir; Hz. Ali'nin Hz. Fatıma'yı yıkadığı rivayeti bu görüşün dayanağıdır. Türkiye'de Hanefi uygulaması yaygın olduğundan eşin yıkama yapması beklenmez; akrabalardan aynı cinsiyetten biri veya belediye gasilhanesindeki resmi görevliler bu vazifeyi üstlenir.

Gasil sırasında bedene saygı en üst düzeyde gözetilir. Vefat eden örtüsüz bırakılmaz; beli ile dizleri arası (avret yerleri) her zaman bir setr (örtü) ile kapatılır. Yıkayan kişi, eldiven veya temiz bir bezle elini örter; vefat edenin avret yerine çıplak elle dokunmaz. Su ılık olmalıdır; aşırı sıcak veya soğuk su kullanılmaz. Yıkama yapan kişi tüm süreçte uygun dualar okur ve cenazeye karşı ciddiyetli bir tavır sergiler. Gasil sırasında konuşulan dünyevi mevzular (vefat edenin malı, parası, mirası) mekruhtur ve ahirette yıkayanın sorumluluğunu artırır.

  1. 1

    Hazırlık ve yatırma

    Vefat eden, gasil masasına sırt üstü yatırılır. Başı kıbleye dönük olmalıdır. Bel ve diz arası setr ile örtülür. Üstündeki tüm kıyafetler, takılar (yüzük, küpe, gözlük), saç tokaları çıkarılır. Saçları varsa açılır. Tırnaklar ve saç kesilmez; bunlar cenazeyle birlikte defnedilir.

  2. 2

    İstinca — temizlik

    Bir bezle ya da eldivenle avret yerleri temizlenir (istinca). Hayız veya nifas halinde vefat eden kadınlarda da bu adım atlanmaz; aksine daha titiz yapılır. Yıkayan kişi bu sırada uygun dualar okur, vefat edenin hatasını affettirici dualar tercih edilir.

  3. 3

    Abdest aldırma

    Cenazeye namaz abdesti aldırılır: yüz yıkanır, sağ ve sol kol dirseğe kadar yıkanır, başın meshi yapılır, sağ ve sol ayak ayrı ayrı yıkanır. Ağız ve burna su verilmez (Hanefi mezhebine göre); Şâfiî mezhebinde verilebilir. Bu adım, vefat edenin son namaz abdesti olarak kabul edilir ve manevi anlamı büyüktür.

  4. 4

    Sabunla yıkama — üç kez

    Önce sağ tarafı (omuzdan ayağa) sabunla iyice yıkanır, sonra sol taraf. Bu işlem üç kez tekrarlanır. Her tekrarda taze su ve sabun kullanılır. Saçları varsa hatim sabunla yıkanır; kadınların saçı üç örgüde örülür ve göğsünün önüne uzatılır.

  5. 5

    Son durulama

    Vefat eden sırt üstü iken temiz su ile baştan ayağa durulanır. Sonra hafifçe sağ tarafa yatırılır, sol tarafı yıkanır; sonra sol tarafa yatırılır, sağ tarafı yıkanır. Bu sembolik temizlik tamamlanır.

  6. 6

    Kurutma ve koku sürme

    Vefat eden temiz bir beyaz bez ile kurulanır. Sonra hoş kokular sürülebilir: gül suyu, çiçek esansı, misk gibi. Burun delikleri, kulak içleri ve gözlerin etrafı özellikle güzel kokularla beslenir. Bu, vefat edenin kabire 'misafir' gibi gitmesi anlayışına dayanır.

Gasil işlemi yaklaşık 30-45 dakika sürer. Türkiye'de belediye gasilhanelerinde tüm ekipman ve görevliler hazırdır; aile ayrıca bir şey getirmek zorunda değildir. Ailenin isteğiyle bir veya iki yakını gasil odasında bulunabilir; özellikle aile büyüklerinin vefatında oğul ya da kardeş katılır. Bu manen ağır bir tecrübedir; psikolojik olarak hazır olunması önerilir.

2. Kefenleme — Beyaz örtünün manası

Kefen, vefat edenin dünyaya veda eden son giysidir. İslam'da kefenin sade, beyaz ve temiz olması esastır. Lüks, işlemeli, renkli veya pahalı kumaş kullanılması mekruhtur; çünkü ölüm karşısında insanın dünyevi statüsü kaybolur — kefen bu eşitliği simgeler. Bir padişah da, bir köy çobanı da aynı beyaz pamuktan kefenle gömülür. Hz. Peygamber (s.a.s.) kendi vefatında üç parça pamuklu beyaz kefenle defnedilmiştir; bu standart tüm ümmete sünnet olarak miras kalmıştır.

Erkek için üç parça kefen kullanılır: lifafe (bütün vücudu saran büyük örtü, yaklaşık 7 metre), izar (göbekten aşağı sarılan, yaklaşık 3.5 metre) ve kamis (göbekten yukarı sarılan, yaklaşık 3.5 metre). Toplamda 14 metre civarı pamuklu beyaz bez yeterlidir. Belediye gasilhaneleri bu kumaşı ücretsiz sağlar; aile dilerse özel kefen getirebilir, ancak yine de pamuklu beyaz olması gerekir.

Kadın için beş parça kefen kullanılır: erkek kefenine ek olarak hımar (baş örtüsü) ve hırka (göğüs örtüsü). Toplamda yaklaşık 18-20 metre kumaş yeterlidir. Kadın cenazesini de yine aynı cinsiyetten görevliler kefene sarar. Kefenleme sırasında bedene saygıda kusur edilmez; örtüler tam vücut hizasında, simetrik olarak yerleştirilir.

  1. 1

    Kefenlerin döşenmesi

    Gasil masasının üzerine önce en büyük örtü (lifafe) serilir. Üzerine sırasıyla kamis ve izar yerleştirilir. Vefat eden bu örtülerin üzerine sırtüstü yatırılır. Hoş koku (örneğin kâfur ya da misk) parmak uçlarına, gözlere, dize, ayak parmaklarına sürülebilir.

  2. 2

    Sağ tarafın kapatılması

    Önce izarın sağ tarafı vücuda doğru sarılır; sonra sol tarafı. Bu sembolik olarak 'sağ taraftan başlama' sünnetini izler. Kamisin sağ tarafı da aynı şekilde önce sarılır, sonra sol. Üstte lifafe ile bütün vücut tamamen örtülür.

  3. 3

    Düğümleme

    Lifafenin baş ve ayak ucu, kefen bezinden ince şeritlerle bağlanır. Bel kısmından da bir düğüm atılır. Bu düğümler, kabirde ölünün huzura çıkarken çözülecek şekilde gevşek olmalıdır. Yine de cenaze taşınırken dağılmayacak sıkılıkta olmalıdır.

  4. 4

    Son hazırlık

    Kefenleme tamamlandığında cenaze tabuta (mezarlık tabutu) yerleştirilir. Belediye, alüminyum veya ahşap tabut sağlar. Bu tabut sadece taşıma içindir; cenaze kefenli haliyle kabire indirilir, tabut kabre konulmaz. (Bazı ülkelerde yasal zorunluluk olarak tabut da defnedilebilir; Türkiye'de bu uygulama yoktur.)

3. Cenaze Namazı — Cemaatin son hediyesi

Cenaze namazı bir farz-ı kifâye'dir ve cemaatle kılınır. Hz. Peygamber (s.a.s.) hayatının son anına kadar bütün vefat eden Müslümanların cenaze namazlarını kıldırmıştır; ümmete bu sünneti emanet etmiştir. Cenaze namazı, sıradan farz namazlarından farklıdır: kıyam (ayakta duruş) ve dört tekbirden oluşur; rükû (eğilme) ve secde (yere kapanma) yoktur. Bu, namazın cenaze için bir dua niteliğinde olduğunu vurgular — sıradan bir ibadet değil, kardeş Müslüman için son duayı sunmaktır.

Cenaze namazı için cami avlusu, mescit girişi veya açık alan kullanılır. İmam, cenazenin baş tarafına geçer (erkek cenaze için göğüs hizasında, kadın cenaze için bel hizasında durur). Cemaat imamın arkasında saf tutar; ön sırada yakın akrabalar, arkada kalanlar olur. Cenaze namazına katılım, dini sorumluluk olduğu kadar aileye dayanışma göstermenin de bir yoludur. Genelde duyuru "öğle namazına müteakip" ya da "ikindi namazına müteakip" şeklinde verilir; bu, cami cemaatinin namaza katılımının kolaylaştırılması için pratik bir gelenektir.

  1. 1

    1. Tekbir — Niyet ve Sübhâneke

    İmam 'Allâhuekber' der ve eller bağlanır (göbek üzerinde, sağ eli sol eli üzerine). Niyet edilir: 'Niyet ettim Allah rızası için cenaze namazını kılmaya, bu cenazeye dua etmek üzere; uydum imama.' Sonra Sübhâneke duası okunur. Sıradan namazda Sübhâneke'den sonra 'eûzü besmele' okunurken, cenaze namazında bunlar atlanır.

  2. 2

    2. Tekbir — Salavat

    İmam 'Allâhuekber' der (eller artık kalkmaz — sadece ilk tekbirde kaldırılır). Cemaat sessizce 'Allâhümme Salli' ve 'Allâhümme Bârik' dualarını okur. Bu dualar Hz. Peygamber (s.a.s.) ve aile-i resûle salavat içerir. Cenaze namazının bu kısmı kabul edilmiş bir duanın 'şefaat aracı' olarak kullanılmasıdır — Hz. Peygamber'in himayesine sığınılır.

  3. 3

    3. Tekbir — Cenaze Duası

    İmam tekrar 'Allâhuekber' der. Cemaat 'Allâhümmeğfir li hayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve gâibinâ ve sağîrinâ ve kebîrinâ ve zekerinâ ve ünsânâ...' duasını okur. Bu, geniş bir kapsam taşır: hayatta olan ve vefat eden, hazır olan ve olmayan, küçük ve büyük, erkek ve kadın — tüm müminler için bağışlanma istenir. Bu evrensel niteliği cenaze namazını derin bir cemaat ibadeti haline getirir.

  4. 4

    4. Tekbir — Selâm

    İmam son 'Allâhuekber' der. Bir miktar bekledikten sonra önce sağa 'es-selâmü aleyküm ve rahmetüllâh' diyerek selâm verir, sonra sola. Cemaat de aynı şekilde selâm verir. Cenaze namazı tamamlanır. Bundan sonra cenaze mezarlığa nakledilmek üzere tabuta yerleştirilir; cemaat kısa süre kalır, aileye taziye dileğinde bulunur ve dağılır ya da cenazeyi mezarlığa kadar takip eder.

Cenaze namazına katılım sayısı manevi olarak vefat edenin mertebesini etkiler. Müslim'de rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Bir Müslüman ölür ve namazını kılan kırk kişi ona şefaat ederse Allah onları onun hakkında şefaatçi kılar." (Müslim, Cenâiz 59). Bu nedenle aileler cenaze namazına katılımın yüksek olması için elinden geleni yapar — bu hem vefat eden için manevi kazanç, hem aile için dayanışma ifadesidir. Vefat ilanı verilmesinin dini değeri tam burada ortaya çıkar: ne kadar çok kişi haberdar olursa, o kadar çok kişi namaza katılabilir.

4. Defin — Toprağa verme ve telkin

Cenaze namazından sonra cenaze, mezarlığa nakledilir. Türkiye'de belediye nakil aracı ücretsiz olarak bu hizmeti sunar; aile ve yakınlar kendi araçlarıyla takip eder. Mezarlık girişinde mezarlık görevlileri kabir konumunu aileye gösterir; eğer aile mezarlığı varsa daha önce verilen koordinatlarla kabir hazırlığı tamamlanmış olur. Yeni tahsis edilen kabir ise belediye personeli tarafından hazırlanmıştır.

Mezar tipi Türkiye'de iki ana şekilde olabilir: şak (kabrin dipte dar bir oyuğu olup cenazenin sırtüstü yerleştirilmesi) ve lahid (kıble yönünde yan oyukta cenazenin yatırılması). Hanefi mezhebinde lahid daha faziletli sayılır, ancak Türkiye'de toprak yapısı genellikle şak için uygundur ve bu tip yaygın kullanılır. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kabri Medine'de lahid tipindedir. Her iki tip de fıkhen geçerlidir; aile tercihiyle değişebilir.

  1. 1

    Tabuttan çıkarma ve kabre indirme

    Cenaze, tabuttan kefenli haliyle çıkarılır. Genellikle iki ya da üç yakın akraba (oğul, kardeş, damat) kabre iner ve cenazeyi alır. Cenaze ayakucundan kabre indirilir, baş kıbleye dönük olacak şekilde sağ tarafına yatırılır. Yüzü kıbleye gelir; eller göğüs üzerine ya da yanlara konulabilir. Kefenin başı, ayak ve bel düğümleri çözülür; bu vefat edenin kıyamet günü 'hür' olarak kalkması inancına işaret eder.

  2. 2

    Telkin — son nasihat

    İmam veya cenazenin yaşlı bir akrabası kabir başında telkin verir. Yüksek sesle vefat edene şöyle hitap eder: 'Ey ... oğlu/kızı ... , Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun resulü olduğuna şahitlik et. Münker ve Nekir melekleri sana 'Rabbin kim?' diye sorarsa 'Rabbim Allah'tır' de. 'Dinin nedir?' diye sorarsa 'Dinim İslâm'dır' de. 'Peygamberin kim?' diye sorarsa 'Peygamberim Muhammed Mustafa'dır (s.a.s.)' de.' Telkin tamamlanır; bu işlem fıkhen mendub (tavsiye edilen) bir uygulamadır; bazı âlimler farz görmez. Türk geleneğinde her zaman uygulanır.

  3. 3

    Toprak atımı — üç avuç

    Telkin sonrası kabir kapatılmaya başlanır. Önce ailenin yakınları üç avuç toprak atar. Her avuçta bir âyet okunur: birincide 'Minhâ halaknâkum' (Sizi ondan yarattık — Tâhâ 55), ikincide 've fîhâ nuîduküm' (Sizi ona iade ederiz), üçüncüde 've minhâ nuhriçuküm târaten uhrâ' (Bir başka kez sizi ondan çıkaracağız). Bu, insanın topraktan yaratıldığını, toprağa döneceğini ve diriltileceğini hatırlatan derin bir teolojik ritüeldir.

  4. 4

    Kabrin tamamlanması ve son dua

    Belediye personeli kabri tamamen toprakla doldurur ve hafifçe yükseltir. Aile ve cemaat son duayı yapar — genellikle Yâsîn Suresi okunur veya kısa bir mevlit verilir. Cenazenin ruhuna Fâtiha okunur. Bu noktada cenaze ve aile arasında son bir kollektif vedâ anı yaşanır; ailenin ağıt yakmaması, sabır ve duayla geri çekilmesi tavsiye edilir.

Taziye ve sabır — Yas sürecinin dini boyutu

Defin sonrası taziye dileme ve kabul süreci başlar. Vefat edenin yakınlarına taziyede bulunmak sünnet-i seniyyedir; Hz. Peygamber (s.a.s.) bu konuda buyurmuştur: "Bir kimse musibete uğrayan kardeşine taziyede bulunursa, Allah o kişiye kıyamet günü takva elbiseleri giydirir." (İbn Mâce, Cenâiz 56). Taziyenin manevi değeri büyüktür; sadece bir gelenek değil, dini sorumluluktur.

Türk-İslam geleneğinde en yaygın taziye sözleri şunlardır: "Başınız sağolsun", "Allah rahmet eylesin", "Mekânı cennet olsun", "Sabrı cemil ihsan eylesin Allah", "Hak Teâlâ geride kalanlara güç versin". Bu sözlerin yanı sıra Kur'an'ın taziye âyetinin okunması da yaygın bir uygulamadır: "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" (Bakara 156). Taziye sırasında uzun sözler söylemek, vefat edenin geçmişine dair anekdotlar anlatmak gerekli değildir; kısa ve samimi bir dilek yeterlidir. Aileyi de sürekli konuşturmak doğru değildir; bazen sadece yanlarında olmak, suskun bir teselli paylaşmak en güzelidir.

İslam dininde yas süresi 3 gün ile sınırlandırılmıştır. Bu süre içinde aile, normal gündelik işlerini bırakır; misafir kabul eder, yas tutar, dua eder. Üç günden sonra hayata dönülmesi tavsiye edilir; sabır ve teslimiyet gösterilmelidir. Aşırı ağıt yakmak, saçını yolmak, yakasını yırtmak, yüksek sesle haykırmak gibi davranışlar İslam'da hoş karşılanmaz; bunlar cahiliye âdetlerinden sayılır. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Yanaklarına vurarak, yakalarını yırtarak ve cahiliye yakarışlarıyla ağıt yakanlar bizden değildir." (Buhârî, Cenâiz 36).

Yalnızca eşini kaybeden kadın için iddet süresi vardır — 4 ay 10 gün. Bu süre içinde kadın evlenmez, süslenmez, koku sürmez, evi terk etmez (zorunlu olmadıkça). Bu Kur'an'ın açık hükmüdür (Bakara 234) ve psikolojik olarak da kadının yasını kapsamlıca yaşamasına imkan tanır. İddet sonrasında kadın yeniden evlenebilir; bu meşru ve teşvik edilen bir uygulamadır.

Mekruh ve Yasak olanlar

İslam'ın cenazeye karşı tavrı sade, vakur ve mütevazıdır. Aşırılık, gösteriş ve israf hoş karşılanmaz. Aşağıdaki davranışlar fıkhen mekruh, bazıları haram olarak kabul edilir:

  • Yüksek sesle ağıt yakmak, saç-baş yolmak, yaka yırtmak: Cahiliye âdetlerinden sayılır, açıkça yasaklanmıştır.
  • Aşırı çelenk ve gösterişli süslemeler: İsraftır; vefat ilanlarında "çelenk gönderilmemesi rica olunur" notunun yer alması bu nedenledir.
  • Mezarın üzerine bina yapmak, mermerle aşırı süslemek: Mekruhtur. Mezar yerden bir karış yükseklikte ve sadelikte olmalıdır.
  • Cenaze namazını kabristanda kılmak: Hanefi mezhebinde mekruhtur. Cami veya açık alan tercih edilir.
  • Defni geciktirmek: Mümkün olduğunca hızlı defin esastır. Geciktirme ancak adli zorunluluk halinde kabul edilebilir.
  • Cenaze yemekli/ikramlı tören düzenlemek: Genel olarak hoş karşılanmaz; sadece taziye sürecinde komşuların aileye yemek getirmesi sünnettir.
  • Mezar başında dünyevi mevzu konuşmak: Vefat edenin malı, parası, mirası gibi mevzular kesinlikle kabir başında konuşulmaz; bu büyük bir saygısızlıktır.
  • Cenazeye yas tutarak siyah giyinmek: İslam'da yasal bir zorunluluk değildir; gelenektir. Sade ve kapalı kıyafet yeterlidir.

Mevlit ve hatim — Dua aracılığıyla bağlılık

Vefat sonrası belirli takvim noktalarında mevlid-i şerif okutulması, Türk-İslam geleneğinin en derin uygulamalarındandır. Mevlit, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in doğumunu anan manzum bir eserdir; 15. yüzyılda Süleyman Çelebi tarafından "Vesîletü'n-Necât" adıyla yazılmıştır. Vefat eden bir Müslüman için mevlit okutmak, onun ruhuna salavat ve dua hediye etmenin yaygın bir yoludur.

Mevlid programının yapısı şöyledir: bir hafız ya da profesyonel mevlid okuyucusu mevlid metnini ezgili bir şekilde okur; aralarda Yâsîn, İhlâs, Felak ve Nâs sureleri tilavet edilir; programın sonunda topluca Fâtiha okunur ve vefat eden için bağışlama duası yapılır. Tüm program 60-90 dakika sürer. Sonrasında aile ikramda bulunur — lokma, helva, simit, çay gibi geleneksel ürünler dağıtılır. Bu ikramlar "lokma dağıtma" olarak da adlandırılır ve sadaka niteliği taşır; manevi kazanç vefat edenin ruhuna hediye edilir.

Tipik mevlit takvimi: 7. gün (yakın aile), 40. gün (geniş aile ve dostlar), 52. gün (bazı bölgelerde — ruhun ayrılış günü olarak kabul edilen), 1. yıl dönümü. Bu programların dini değeri bireysel duaların ötesine geçer; Kur'an okunması, salavat getirilmesi, sadaka dağıtılması toplu manevi kazanç oluşturur ve vefat edenin amel defterine kaydolur. Müslim'de rivayet edilen hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "İnsan öldüğünde amelleri kesilir. Ancak üçü hariç: sadaka-i câriye, kendisinden istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat." (Müslim, Vasiyyet 14). Mevlit programları "hayırlı evladın duası"nın güzel bir uygulaması olarak görülür.

Kabir ziyareti de İslam'da sünnettir. Vefat sonrası aile mezar başında bir araya gelir; Yâsîn okur, dua eder, mezarın bakımını yapar. Hz. Peygamber (s.a.s.) "Kabir ziyaretini önce yasaklamıştım, şimdi ziyaret ediniz; çünkü ölümü hatırlatır." (Müslim, Cenâiz 106) buyurmuştur. Kabir ziyareti hem vefat edene rahmet talebi hem de yaşayanı ölüm bilinciyle uyandırma fonksiyonu taşır.

Sevdiklerinizin anısını yaşatın, dualarınızla onlara hediye edin

Vefat edenler için dua okumak ve onların anısını yaşatmak İslam'da ölülerin haklarındandır. vefat.net'te oluşturduğunuz dijital anıt sayfasında Fâtiha, İhlâs, Yâsîn, Felak, Nâs ve Âyetel Kürsî metinleri ile okuma sayacı bulunur; aileniz ve dostlarınız anısını birlikte yaşatır.